Make your own free website on Tripod.com

RUBAiLER

 

Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.

Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.

Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.

Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.

 

 

Tanrım bir geçim kapısı açıver bana;

Kimseye minnetsiz yaşamak yeter bana;

Şarap içir, öyle kendimden geçir ki beni

Haberim olmasın gelen dertten başıma.

 

 

 

Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;

Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim;

Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,

Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim.

 

 

Adam olduysan hesap ver kendine:

Getirdiğin ne? Götüreceğin ne?

Şarap içersem ölürüm diyorsun:

İçsen de öleceksin, içmesen de!

 

 

Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:

Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;

Bana kötü deyip kötülük edeceksen,

Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.

 

 

Her gece aklım dalar gider engine.

Ağlarım, inciler dolar eteğime.

Sevdalıyım, şarap dayanmıyor bana:

Kafam baş aşağı çevrik bir tas mı ne!

 

 

Mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler,

Bin bir derde düşer, canlarından bezerler.

Öyleyken, ne tuhaftır, yine de övünür,

Onlar gibi olmıyana adam demezler.

 

 

Ben şarap içiyorum, doğrudur;

Aklı olan da beni haklı bulur:

İçeceğimi biliyordu Tanrı,

İçmezsem Tanrı yanılmış olur.

 

 

Şarap sen benim günüm güneşimsin!

Öyle bir dolsun ki seninle içim.

Bir bildik görünce beni sokakta:

Ne o şarap nereye böyle? desin. 

 

 

Beni özene bezene yaratan kim? Sen!

Ne yapacağımı da yazmışın önceden.

Demek günah işleten de sensin bana:

Öyleyse nedir o cennet cehennem?

 

 

Bizim şarap içmemiz ne keyfimizden,

Ne dine, edebe aykırı gitmemizden;

Bir an geçmek istiyoruz kendimizden:

İçip içip sarhoş olmamız bu yüzden.

 

 

Varlığın sırları saklı, benden;

Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.

Bizimki perde arkasında dedi-kodu:

Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben

 

 

Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?

Ben haramı helalı karıştırmam:

Seninle içilen şarap helaldir,

Sensiz içtiğimiz su bile haram.

 

 

Bir geldi mi derin ölüm uykusu,

Biter bu dünyanın dedi-kodusu.

Ölenden bir haber bekler insanlar:

Ne söylesin? Bilmez ki ne olduğunu!

 

 

Dünyada akla değer veren yok madem,

Aklı az olanın parası çok madem,

Getir şu şarabı, alsın aklımızı:

Belki böyle beğenir bizi el alem!

 

 

Bir damla şarap ver Çin senin olsun;

Bir yudumu bütün dinlerden üstün.

Söyle, ne var dünyada şaraptan hoş?

O acıya tatlılar feda olsun.

 

 

Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama;

Senden benden başka düşünen yok, arama!

Vaz geç ötelerden, yorma kendini:

O var sandığın şey yok mu, o yok arama!

 

 

Cennette huriler varmış, kara gözlü;

İçkinin de ordaymış en güzeli.

Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz:

Bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili.

 

 

   

Bahar geldi; başka şey istemem kafamda;

Hele akla hiç yer vermem bahar soframda;

Şarap, seninleyim bu mevsim, koru beni:

Söğüt ağacı, sen de ser gölgeni altıma.

 

 

Yılan gibi taşa girsen de, Saki,

Sızar ecelin suyu bulur seni;

Bu dünya toprak, Saki, türkü söyle;

bu soluk bir yel, şarap ver, Saki.

 

 

Dünyaları değişmem kızıl şaraba;

Ay da ondan sönük; çoban yıldızı da.

Şarap satanların aklına şaşarım:

Ondan iyi ne var alınacak dünyada?

 

 

İnsan son nefese hazır gerekmiş:

Nasıl ölürse öyle dirilecekmiş.

Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz:

Böylece dirilirsek işimiz iş.

 

 

 

Şarap benlik kaygusu bırakmaz sende

Çözülmedik bir düğüm kalmaz beyninde

İblis bir kadeh şarap içmiş olaydı,

Secdeye yatardı Adem'in önünde

 

 

 

Biz hırkadan sonra küpe gelmişiz;

Kıpkızıl şarapla abdest almışız.

Medresede kaybettiğimiz ömrü

Meyhanede aramaktır işimiz.

 

 

 

Benden Rüsvan’a saygı ve selam:

Deyin ki, hoş görünürse, bir şey soracak Hayyam:

Neden Yüce Efendimizin buyruklarında

Ekşi ayran helal da güzelim şarap haram?

 

 

Yüreğinde sıkıntı varsa esrar iç,

Ya da birkaç kadeh gül renkli şarap iç.

Onu içmem, bunu içmem der durursun:

Ahmak herif, git zıkkımın pekini iç.

 

 

Hayyam, şarap iç, sarhoş olmak ne hoş,

Sevgilin de varsa, sarılmak ne hoş;

Er geç sonu yokluk madem bu dünyanın,

Yok say kendini, bak var olmak ne hoş!

 

 

Unutma, amansız feleğin çarkındasın;

Şarap iç, çünkü ateşten bir dünyadasın;

Madem ki yerin önünde sonunda toprak

Farzet ki üstünde değil altındasın.

 

 

 

Bu ömür kervanı bir tuhaf gelir gider

Kazancın, yaşamasını bildiğin günler;

Saki, bırak şu yarını düşünenleri

Geçti gidiyor gece, geçmeden şarap ver.

 

 

Bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende

Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?

Bugün bu çimen bizim, yarın kim bilir kim

Gezecek bizim toprağın yeşilliğinde.

 

 

Bülbül ötmeğe başlayınca bahçemizde;

Bir lale gibi açsın şarap elimizde;

Elde kadehle öldü diyecekler bir gün,

Ko desin cahil herifler, ne umrumuzda.

 

 

 

 

 

MEYHANE

ŞİİRLER

ŞİİR MP3

MESAJ

SOHBET